experience
to be emotionally or aesthetically moved by; feel
Saturday, 1 January 2011
Sunday, 31 October 2010
Come Back Birdy
I've been travelling around the country and the world for more than a year. People think that it's just for work, as if those were the business trips. Well, i gotta admit that i thought the same way at the beginning. But then i found out, nomadic living is back.
Especially when there is no one calling you back, no one following you behind, why to turn back ?
I just wanna ticket outta town
Especially when there is no one calling you back, no one following you behind, why to turn back ?
I just wanna ticket outta town
Saturday, 11 September 2010
Friday, 10 September 2010
Oyun Hamuru
Yapmak için vakit harcadığım, emek verdiğim şeyler var. Sonuca ulaştığımda ve ona ulaşmak için çalıştığım süre boyunca eğlendiğim, keyif aldığım şeyler. İşin ilginç yanı şu; farklı ya da daha iyi sonuçlara - ve tabi ki sonuca giden yollara -* ulaşmak için bir öncekini bozmak gerekiyor çoğu zaman. Yeni bir iş için eskisinden ayrılmak, yeni bir ev için eskisini boşaltmak, yeni bir sevgili için eskisinden ayrılmak (eheh, her zaman değil) vs.
Ufakken oynardım hamurlarla. Farkettim ki hala oynamak istiyorum. Ne de olsa alışığım, uğruna fedakarlıklar yaptığım şeyleri bozup, yok edip yeni şeyleri denemeye. Zalimlik değil bu, değer bilmemezlik ya da. Sadece kural böyle bazı durumlar için.
Bu yukarıdaki fotoğrafı çekmeden önce bişiler yapmıştım. Değişik birşeyler yapmak istedim. Aynı renkte başka hamurum yoktu. Bozdum. Sonra bu aklıma geldi: Ufakken öğrendiklerimizi hiç unutmasak ya.
*Etiyopyadayken bir arkadaşım söyle demişti. "I don't care about the outcome. I just enjoy the journey." Birçok caz metodu kitabı da söyler bunu, çünkü ulaşmak zor olur sonuca.
Takım halinde aldığım oyun hamurlarından turkuaz, kırmızı ve mor olanı kendime ayırırsam 5 tane daha kalıyor. Bugünden sonra biraraya gelip oturduğum arkadaşlarıma birer tane vericem.
Ufakken oynardım hamurlarla. Farkettim ki hala oynamak istiyorum. Ne de olsa alışığım, uğruna fedakarlıklar yaptığım şeyleri bozup, yok edip yeni şeyleri denemeye. Zalimlik değil bu, değer bilmemezlik ya da. Sadece kural böyle bazı durumlar için.
Bu yukarıdaki fotoğrafı çekmeden önce bişiler yapmıştım. Değişik birşeyler yapmak istedim. Aynı renkte başka hamurum yoktu. Bozdum. Sonra bu aklıma geldi: Ufakken öğrendiklerimizi hiç unutmasak ya.
*Etiyopyadayken bir arkadaşım söyle demişti. "I don't care about the outcome. I just enjoy the journey." Birçok caz metodu kitabı da söyler bunu, çünkü ulaşmak zor olur sonuca.
Takım halinde aldığım oyun hamurlarından turkuaz, kırmızı ve mor olanı kendime ayırırsam 5 tane daha kalıyor. Bugünden sonra biraraya gelip oturduğum arkadaşlarıma birer tane vericem.
Tuesday, 9 March 2010
Sunday, 21 February 2010
Yardım Çantası
Ankara'dan ilk yardım çantası geldi. Ağırca bişi. Çantanın diplerine doğru ilerken her karşısına çıkan destek ürününde ayrı ayrı gülümsüyor insan, inanamıyor gördüklerine. snickers, bounty, pringles, metro, beypazarı kurusu, dolmalar, knorr çabuk çorba - uf, harika - ve daha niceleri.
Protein kutum Addis'te kalmış, şirkette :/ O da geldiğinde şahane olacak.
Deniz Hanım, minnettarım size. Sağolun.
Vicdan
vicdan
Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç, duyunç.
~ azabı
yapılan kötü bir davranış nedeniyle duyulan sıkıntı, pişmanlık.
dilderneği.org.tr
Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç, duyunç.
~ azabı
yapılan kötü bir davranış nedeniyle duyulan sıkıntı, pişmanlık.
dilderneği.org.tr
Subscribe to:
Posts (Atom)
